Sahibinin Sesi “Krize Karşı”!

| 28 Mayıs 2009

atayyipFord Transit’in Amerika’ya ihraç töreninde konuşan R.T. Erdoğan sermayenin krizi fırsata dönüştürmek konusunda gösterdiği başarılarla kendinden geçti

Krizi fırsata dönüştürmek üzerine çok konuşuldu. Fakat duyulan tek ses patronlarınki oldu. Gözden ırak olanın gönülden de ırak olduğu kapitalist düzende patronların azalan karları, kapanan fabrikalar, iptal edilen siparişler veya geri dönen ihraç malları, kredi faizleri vb. üzerine yapılan edebiyatın genişliği karşısında işçi sınıfının gözleri neredeyse dolacaktı.

Çalışma ve yaşama koşulları dibe bastırılan, sömürü yoğunluğu artırılan iş süreçlerinde emek gücünün son kırıntısına kadar emilip, tüketilen fakat en başta örgütsüzlükle baskılanıp, proleter sınıf bilincine uzaklıkla sınıf savaşına da mesafeli kalan işçi sınıfının bu kadar bile mecali kalmamış durumda.

Tabi koşullarda patronların rahat konuşmaları kadar onlar için varolan ve her daim onlar adına konuşan düzen partileri ile siyaset erbabı da salladıkları yalanların değil yılı-ayı haftası dolmadan bizzat sahipleri tarafından boşşa düşürülmesi karşısında pişkinliği elden bırakmazlar.

Misal mevcut hükümetin başkanı olan T. Erdoğan.Teğet geçecek” masalını, “teğet geçme hiç etkilememe değildir” şeklinde tevil etmek durumunda kalan “zat” geçtiğimiz cuma günü katıldığı, Ford Otosan‘ın Kocaeli fabrikasında üretilen Ford Transit Connect’in Kuzey Amerika pazarına ihracının başlanması dolayısıyla düzenlenen törende yine kendini patronların karlarıyla somutlanan “başarıları”nın rüzgarına kaptırdı.

Tüm dünyada taşların yerinden oynadığını söyleyen Erdoğan,

“Ekonomik aktörler kendini gözden geçiriyor ama dalgalanma da hep böyle sürüp gitmeyecek. Avrupa çapındaki tesislerimiz burada sabit duruyor. Yarın krizi arkada bıraktığımızda ihracata kaldığımız yerden devam edeceğiz”

diyen T. Erdoğan, taşlar yerinden oynadığı günümüz koşullarında da;

“Görünen gerçek o ki, krizi en az zararla atlatacağız” demekten kendini alamadı.

Hatta karşısındaki işçiler şahsında işçi sınıfını ıslık çalmakta devam ettirmek hevesiyle devam ederek;

“İnanırsanız tekeden bile süt çıkarırsınız. Biz buna inanıyoruz ve başaracağız… Battık, bittik, yandık diyen felaket tellalları çıkıyor. Ekonomide bir kaide vardır. Krizi fırsata dönüştürme olayı adam gibi adamların işidir. Türkiye şu andaki krizi bu yıl sonuna kadar atlatacak ve 2010′la birlikte Türkiye yarışa çok daha hazırlıklı ve farklı şekilde girecektir”

dedi.

Sahibinin sesi "krize karşı"!Tüm bu yalanlar ve işçi sınıfını irade teslimine ikna çabalarının Türk Tekelci Burjuvazisi’nin Koç başının ABD’li FORD’la işbirlikçilik başarısının tescil edildiği bir törende yapılması kendi başına uyarıcıdır.

Nitekim törende konuşan Koç‘lar;

“Amerika’ya yapılan bu ihracat daralan iç pazar ve de düşen ihracat, diğer ihracat pazarlarımızdan sonra çok büyük önem arz etmektedir. Bugün dünya otomotiv sanayinin beşiği olan Detroit’e kendi dizayn edip geliştirdiği Transit Connect’i ihraç ediyoruz ve bundan çok mutluyuz…”

Onların bu coşkun lirizminin nedeni araya yerleştirilmiş didaktik vurgulu satırlar biryana, Başbakan T. Erdoğan‘ın törende yaptığı konuşmada yeterinde açık bir şekilde ifade edildi.

“Küresel krize karşı önlem almak konusunda hükümetimiz şu ana kadar birçok tedbirler aldı. Bundan sonra da almaya devam edeceğiz. Bu tedbirleri belki yeniden reforme etme durumumuz olabilir. Bunlarda süre üzerinde değerlendirmelerimiz olabilir”

diyerek bu yılın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre otomotiv satışlarında gözle görülür bir artış söyleyen Erdoğan,

“Bu konuda inanıyorum ki Mart ayında sağladığımız ÖTV indirimiyle bir sıçrama oldu ve bu konudaki hassasiyetimiz aynen devam ediyor”

dedi.

Krizle birlikte dibe vuran “talebi” canlandırmak için ilk hamlede otomotiv, beyaz eşya, inşaat, mobilya ve bilgisayar gibi ürünlerden alınan vergileri Mart ayından başlayarak üç aylık bir dönem için indirime gidilse de baştan görüldüğü üzere bunun işçi sınıfının yaşamındaki yıkım üzerinde herhengibir olumlu etkisi olmadı.

Eh otomobilini yeni model sıfırlarla değiştirecek olan, sıradan buzdolaplarını, çamaşır makinelerini, Televizyon, VCD-DVD, Ses Sistemlerini vs. son model “Ancastre” ve “Digital” olanlarıyla değiştirecek olanların, işçi sınıfından tek tek bireyler olacağı herhalde düşünülmüyordu.

Zaten ekmek, sebze-meyve ve her türüyle hayvansal ürünler yani, temel gıdalar, giyim, barınma, eğitim ve sağlık ve tüm diğer ihtiyaçlar üzerindeki doğrudan ve dolaylı vergilerin kaldırılması gibi bir gündemleri hiç olmadı.
Asgari yaşamın sınırlarını elirleyen Asgari Ücret’in bırakalım tek başına işçi için değil ailesiyle birlikte işçinin insanca yaşayıp iş sürecinde harcadığı enerjiyi yerine koyup bedensel olduğu kadar düşünsel, kültürel, estetik vr tüm diğer bileşenleriyle birlikte kendini yeniden üretmesine yetecek bir düzeyde belirlenmesini, vergi dışı bırakılması yönündeki talepleri bile bir küfür gibi görüp “bekara karı boşamak kolay” diyerek patronlarla ilişkilerini itiraf etmekte hiç tereddüt etmedi-ler.

Şimdi sahiplerinin koltuk altından gürlüyor, kapitalistlerin karlarına kar katacak vergi indirimlerine devam edeceklerini haykırıyorlar.

Kaynak: Alınteri

Facebook Twitter Email


Yorumlar (2)

 

  1. Salih Mollahasanoğlu diyor ki:

    Manşet Çok güzel uymuş “Sahibinin sesi”…

  2. HALİL diyor ki:

    GÖZLERİM DOLDU ŞURDAN BİR TETRAPAK AMBALAJA SARILMIŞ SELPAK MENDİL VERİRMİSİNİZ TEK KULLANIMLIK OLSUN…
    TEK KULLANIMLIK UŞAKLAR…

Yorum Yapın