Eve Kapanma Pazara Çık!

| 26 Mayıs 2009

pazaracikTürkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) önderliğinde biraraya gelen Hak-İş, Türk-İş, TESK, TİSK, Kamu-Sen, TİM, TÜSİAD, MÜSİAD ”Kriz varsa çare de var” seferberliği başlattılar.

Her zamanki gibi TOBB Başkanı R. Hisarcıklıoğlu’nun açıkladığı “seferberlik”in en önemli ayağını tüketici diye kodlanan işçi sınıfına, emekçilere yönelik buyruklar oluşturdu. Gerçekte temel insani ve toplumsal ihtiyaçlar için değil tekelci kapitalistlerin azami kar zorunluluğuyla dinamize olan sistemin sahipleri önderliğinde gerçekleşen toplantıdan işçi sınıfına hakaret gibi çağrılardan başka bir şey çıkması mümkün değildi. Öyle de oldu.

“Öncekilerden çok daha derin bir krizle karşı karşıyayız. Kriz varsa çaresi olduğuna da inanıyoruz.” diyerek başlayan Hisarcıklıoğlu dahiyane çözüm önerisinde şöyle diyor:

Milli gelirin yüzde 70′ini oluşturan hane halkı tüketimini canlı tutmak, krizin etkisini hafifletmek için önemlidir. Türk tüketici için dünya kalitesindeki ürünler sayesinde ekonomimiz enerjisinin büyük bir kısmını içeriden almaktadır. Kriz alım için bir dizi yeni fırsat ortaya çıkarmaktadır.

Projenin ilk ayağı iletişim kampanyasıyla başlayacak ve beş hafta sürecek. Bugün ‘halka eve kapanma, pazara çık’ diyoruz. Bilinçli tüketim zamanının geldiğini hatırlatacağız.

Hisarcıklıoğlu bunları derken sırtını dayadığı Türk-İş ve Hak-İş’in onaylayan mütebessüm bakışlarından cesaret alıyordu.

Bu cesaretle de alabildiğine açık konuştu. Örneğin, soru-cevap bölümünde “Vatandaşların harcayacak parası olmadığı koşullarda bu kampaya umud edilen sonucu yaratabilir mi?” sorusunu; “İmkanı olanların tüketimi ertelememelerini söylüyoruz. İşini kaybetmeyen insanlara tüketimi kısmamayı öneriyoruz” diye yanıtlamakta beis duymadı.

“Zaman birbirimize güvenme zamanıdır. Krize yenilmeyeceğiz, çıkacağız pazara ülkemize destek olacağız. Böylece üretim sürecek, istihdam artacak” derken de 1990′lardan bu yana işten atılan işçiler, topraklarından sürülen yoksul köylüler, asgari ücretle asgari bir yaşama savurdukları işçi sınıfına kendisi ve kampanyanın imzacısı diğer kapitalistler şahsında kapitalizme güvenmeye devam etmelerini istiyordu.

Bu sözlerin meali en özlü ifadesiyle: “Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır”dan başka bir şey değildir. Yani “azami kar için azami sömürüye, bunun için de çalışma saatleri ve koşullarında mümkün olan sınırları da esnetmeye ve tüm bunların karşılığında da asgari yaşam sınırlarını daha da dibe bastıracak şekilde ücretleri aşağı çekmeye devam edeceğiz. Ve elimiz cebinizde olacak. Son kuruşunuza da el koyacağız.” demektedir.

İşçi sendikaları konfederasyonlarının varlığı ve bu anlayışa imza atarak ortak olmaları sadece meşruiyet örtüsünün kenar süsü değildir. Çok daha önemli ve uyarıcı olması gerektiği üzere yakın gelecekte de derinleşerek yıkıcılığını büyütmeye devam edecek olan krizin yıkımları karşısında işçi sınıfının sessiz bir tevekkülle boyunsunmasını garantilemek içindir.

Kaynak: Alınteri

Facebook Twitter Email


Yorumlar (1)

 

  1. burhan diyor ki:

    krizi yaratanlar krizden yine kurtulma çaresini bizi pazara çekerek pazarlamaklamı bulmuşlar.? ama bazen düşünüyorumda insanlar layık oldukları gibi yönetilirler.BİRGÜN ONLARA NEYİN LAYIK OLDUĞUNU BİZ EMEKCİLER GÖSTERECEKTİR O ZAMAN SAYIN patronlar KENDİNE PAZAR SEÇSİN.yalnız onlar bu ülkede kendini pazarlayacak pazar bulamayacak.

Yorum Yapın