Tonya’da ABD Barış Gönüllüleri

| 06 Temmuz 2013

1961 yılında ikili antlaşmalar kapsamında Tonya’ya da geldi Barış Gönüllüleri. Çayıriçi Köyü’nde yaklaşık iki yıl kaldılar. Yıllar sonra Tonya’da, Kalandar Dergisi’ni yayımlayan Özgür Kalyoncu, Barış Gönüllüsü Malcolm R. Pfunder ile internet üzerinden bir röportaj yaptı. 1960’lı yılların Tonya’sını, Çayıriçi Köyü’nü konuştu…

Barış gönüllüleri örgütü 1961 yılında kuruldu. Bu örgütün amacı diğer milletleri yakından tanımak ve gelişmekte olan ülkelere kalkınmaları hususunda becerili iş gücü ile yardımcı olmaktı. Barış gönüllüleri 1962-1970 yılları arası ülkemizde de bulunmuşlardı. Bu tarihler arasında ülkemize gelen barış gönüllüsü sayısı 1201’dir.

Türkiye’ye gelen barış gönüllüleri 27 ağustos 1962’de yapılan ikili anlaşma üzerine Eylül 1962 tarihinden itibaren Türkiye’ye gelmeye başlamışlardır

1965 yılında barış gönüllüleri hakkında pek çok eleştiri olmuştur. Bu eleştirilerden, barış gönüllülerinin Amerikan emperyalizmin bir parçası olduğu ileri sürülmüş. Bir diğer eleştiri ise Haçlı seferleri ile benzerliğinden dolayı asıl amacının gizli Hıristiyanlık propagandası yapmak olduğu belirtilmiştir. (Amerikan gönüllü kuruluşları: Barış gönüllülerinin dünyada ve Türkiye’deki çalışmaları- Oktay AKBAŞ)

1965 yılında Trabzon’a da gelir barış gönüllülerinden. Trabzon’a gelen 8  barış gönülüsü: ikisi Maçka’nın Livera (Yazlık Köyü) ; ikisi Tonya’nın Çayiriçi köylerine gönderilirler. Geri kalanlar trabzon merkezde kalırlar.

 

Yazar Nihat Genç, Tonya’yı anlatan bir yazısında barış gönüllülerinden de söz eder.  Şöyle der Nihat Genç:

“1965’li yıllarda dünyaca ünlü Amerikan Barış Gönüllüleri Tonya’ya gelir ve yıllarca dağlarda kalırlar. Dağlar, taşlar içinde maden, bitki örtüsü, ahalinin sosyolojik yapısı, bir yığın bilgi edinirler. Adları Barış Gönüllüleri (sonra hepsi Amerikan ajanı çıktı), o ormanlarda ve yayla içlerinde neler aradılar bilinmiyor. Karanlık ormanların içlerinde neler aradılar bilinmiyor. Karanlık ormanların içinde tarih öncesinden kalma iskele babaları ve çapa buldular! Denizden 20 kilometre kadar içeride çapanın bulunması, bir zamanlar denizin ta buralara kadar girdiğini mi gösteriyor? Bilmiyorum. Bildiğimiz, Amerikan barış gönüllüleri adı altında Amerikan Üniversiteleri’nden gelmiş bilim adamları oralarda neler topladılar, topladıkları bilgiler şimdi nerelerde ve bu bilgileri biz neden bilmiyoruz ve binlerce kasaba içinde araştırma için neden Tonya seçildi.” (Edebiyat Derslerine Giriş- Leman Yayınları-2003)

Çayiriçi Köyü’ne AllenNeill ve Malcolm R. Pfunder isminde biri kadın biri erkek iki gönüllü gelir.

Tonya’da 2009 yıllarında çıkarmakta olduğumuz Kalandar Dergisi için Tonya’daki Barış gönüllüleri hakkında araştırma yaparken burada yaşayan barış gönüllüsü Malcolm R Pfunder’in Çayıriçi’nde yaşadıklarını anlatan kitabını buldum. Kitabın adı Village In The Meadows (Çayıriçi). Kitabı aldım. Fakat kitap İngilizceydi. Kitabın arka kapağında yer alın tanıtım yazısı şöyleydi:

“Bu muhteşem bir maceranın anlatımı. 1965-1967 yılları arasında barış gönüllüsü (Peace Corps volunteer) olarak Türkiyede geçirdiğim iki yılın hikâyesi. Çoğunlukla, Karadenizde Trabzonun 70 km güneybatısında bir dağ köyü olan Çayıriçi Köyünde geçirdiğim bir buçuk yılın hikâyesi. Sonraki yıllarda da defalarca ziyaret ettim orayı. Bu köyü ve insanlarını çok seviyorum ve bu küçük kitapta bunun nedenini anlatmaya çalışacağım.”

- Malcolm Pfunder

Bu çalışma esnasında tesadüfen kitabın yazarı ve Tonya’da yaşayan Malcolm R Pfunder elektronik posta yoluyla bize ulaştı. Bize göndermiş olduğu e-postada: “Amerika’ya posta yolu ile Kalandar dergisi gönderilir mi?  Tanesi ya da senelik ücreti ne kadar?  Kredi kartı ile ödeyebilir miyim? Kırk sene önce ben Tonya’nın Çayiriçi Köyünde iki sene oturdum. Hoşçakalın.”

Bu e_postadan sonra Malcolm R. Pfunder ile internet üzerinden bir röportaj yaptım.

 

 

 

           - Sayın Pfunder, Çayiriçi köyü ile ilgili yazdığınız kitap hakkında ( VİLLAGE İN THE MEADOWS ) bilgi verebilir misiniz?

Sayın Özgür Bey.  Sizin cevabınızdan çok memnum oldum.   Benim Türkçem o kadar iyi değildir, fakat her halde görüşebiliriz.

Doğru, ben barış gönüllüsü olarak, iki sene (1965-1967) Çayiriçi Köyü’nde oturdum.  Ondan sonra Amerika’ya dönüp, hukuk fakültesinden mezun oldum ve 1973 senesinde evlendim.  İki sene sonra, eşim ve ben beraber Türkiye’ye gelip, Çayiriçi Köyü’nü ziyaret edip birkaç gün orada kaldık.  O seyahatten sonra, 24 seneden beri Türkiye’ye dönemedim.  Bu arada iki oğlum doğdu.  1999 senesinde, eşim, ben ve oğullarım (Nikolas 14 yaşındaydı, Graeme 10 yaşındaydı) köye gene geldik. Eskiden tanıyan köylü arkadaşımız ile görüşmek çok hoşuma gitti.  Oğullarımız Türk yemeklerini çok sevdiler ve onlar köy futbol takımı ile oynadılar.  Yaylaları da gezdik. Yazmış olduğum kitapta bu yıllarda oralarda yaşadıklarımızı anlattım.

2002, 2004, 2006 senelerinde köye uğradım.  Ve geçen sene Mayıs ayında (2009 yılı) ben gelip köyde bir hafta kaldım.   (Her gün yağdı.)  Yaylaları biraz gezebildim (Elikbeli, Damlıköy, Kadırga, Eskala, Beypınarı, ve Haçka yaylalarına gittik).  Ve eskiden tanıyan birçok köylü ile fazla konuşabildim (fazla da çay içtim).  O seyahat çok hoşuma gitti.  Gelecek yıllarda daha sık gelmeye çalışacağım.

Ben simdi 65 yaşındayım.  Bu sene sonunda emekli olacağım.  Eşim de emekli olacak.  İnşallah, Türkiye’ye, Trabzon’a, Tonya’ya ve köye daha sık geleceğiz.

Gene, cevabınız için çok teşekkür ederim. Sizin Tonya dergisinden çok meraklıyım.

 

           Barış gönüllüsü olarak sizin görevleriniz neydi?

Bizce barış gönüllüsü olarak, bizim görevlerimiz ve amaçlarımız aynıydı:

1-Köylüler ile beraber onların arzuları ve ihtiyaçlarını ortaya çıkarmak.

2-O amaçları başarmak için köylülere işbirliği yapmaya çalışmak, yardım etmek.

3-Devlet programlarından ve devlet uzmanlarından köye fayda sağlamak için köylüler ile beraber çalışmak.

Biz gelmeden önce, devlet Çayiriçi Köyü’nün “pilot bölge” olduğuna karar verdi. Mesela, tavukçuluk ve hayvancılık projelerine bizden önce başlandı.  Devlet, barış gönüllüleri pilot bölgelerine göndermişti.

           -Çayiriçi köyünü neden seçtiniz?

1965 senesinde, eylül ayının sonunda, Çayiriçi Köyü’ne ben ve arkadaşım Allen taşındık. Geldiğimizden önce, Çayiriçi Köyü devlet tarafından “pilot bölge” diye adlandırılmış.  Bir tavukçuluk projesi ve bir hayvancılık projesi biz gelmeden önce köyde başlamış, devam ediyordu.  Bizim barış gönüllüsü teşkilatı, Trabzon halk eğitim müdürü ile görüştü ve barış gönüllülerinin bir pilot bölge köyüne gönderileceğine karar vermişler.

           -Köye ilk gelişinizi anlatır mısınız?

Taşınmadan birkaç gün önce, köye bir sefer uğradık.  Kaymakam ve halk eğitim müdürü ile biz köy kahvesine gidip orada köylüler ve muhtar (Hasan Banker) ile beraber bir yemek yedik.  Yemekten sonra, muhtar hepimizi yukarıya Ali Bekir’in misafir evinin yanına getirdi.  O evde Allen ile beraber oturacağımızı belirtti.  Kaymakam ondan rahatsızdı, kızdı.  Muhtar köyde oturmak için başka hiçbir temiz ve rahat yer olmadığını anlattı.  Onun için, kaymakam razı olmuş.  O zaman hepimiz aşağıya gidip, Trabzon’a döndük.

O hafta sonunda (Cumartesi günü) Tonya’nın hafta pazarı vardı.  O gün halk eğitim müdürünün arabası ile bütün eşyalarımız Tonya’ya kadar taşındı.  Orada kaymakam ile görüştük.  Öğleden sonra, eşyalarımız köy kamyonunun arkasına kondu ve biz köylüler ile yukarıya tasındık.  Şoför Ahmet Uluköylü, Allen, ben ve üç veya dört tane köylü arabanın içinde sıkıştık.  Yirmi otuz köylü de arkada kaldılar.  Araba o kadar kalabalıktı, Tonya’dan köye gitmek, bir saatten fazla sürdü.

Köye varınca, biz kahvede oturup, yeni arkadaşlarımızla konuştuk.  Ayni zamanda köy kadınları eşyalarımızı bizim yeni evimize götürdüler.  Akşamdan evimize çıktık. Ev sahibimin eşi bize yemek pişirdi.

(Ev sahibim ile kira parası hakkında görüşmeyi hiç hatırlamıyorum.  Ev sahibi benden aylık 25 TL istedi, ben de kabul ettim.  Ev sahibinin eşi bize her gün (parasız) bir litre yoğurt veya sıcak süt veya bir mısır ekmeği getirirdi.)

Öbür gün milletvekili seçimi vardı.  (Adalet Partisi yendi, hatırlıyor musunuz?)  Köylüler sabah erken bize gelip yukarıya okul yanına bizi götürdüler.  Bütün köylüler okula oy vermeye geldikleri için orada hepsi ile görüşüp tanıştık.  Birkaç saat onlarla konuştuk.

Ondan sonra, her gün birçok köylü evimize geldi ve ben her gün köy kahvelerine gidip oradaki adamlar ile görüştüm.  Ondan sonra Türkçe, yavaş yavaş biraz daha kolay geldi bize.  Harman zamanında biz köylülerin evlerine mısır mecilerine gittik.  Bir iki köy düğününe de gittik.  Köy ilkokuluna bazen uğrardık. Yavaş yavaş bütün köylülerle tanıştık.

Her pazartesi günlerinde biz Tonya’ya gittik, pazar arabası ile, fakat daha çok yürüme gittik.  Orada kaymakama, bankaya, postaneye gittik. Çayiriçi köylülerinin bir mobilya atölyesi de vardı (size bir resim gönderdim); oraya da gittik.  Ve alış veriş yaptık.  Onun için büyük bir arka sepetini aldık. Bazen Allen onu taşıdı, bazen ben taşıdım.

        -Tonya Lisesi’nde İngilizce derslerine girdiğiniz söyleniyor bu konu hakkında bilgi verir misiniz?

O zaman Tonya’da lise yoktu.  Tek bir ortaokul vardı (köyde sadece beş sınıflı bir ilkokul vardı).  En yakındaki lise Trabzon’daydı.  Onun için köyden liseye gidenler pek yoktu.

         -Diğer arkadaşınız “Allen” hakkında bize bilgi verebilir misiniz?

Amerikalı kadın arkadaşım Allen Türkiye’ye gelmeden önce müzik fakültesinden mezun olmuş. Türkiye’den Amerika’ya dönünce, o kırk seneden beri Portland şehrinde ilkokul öğretmeni olarak çalışıyor.   Orada bir öğretmen ile evlendi ve iki kızı var.  Kızlar simdi 30 ve 35 yaşındaymışlar.  Her halde Allen bir iki sene sonra emekli olacakmış.

          -Çayiriçi Köyü’nde kaldığınız zaman içinde köylülerle ne gibi çalışmalar yaptınız?

Köyde kaldığımız zaman, birçok fikirler hakkında köylüler ile düşündük ve sohbet ettik.  Örnekler: Okulda bir diş sağlığı programı yaptırdık.  Evimizde kapalı bir tuvaleti yaptık, örnek olarak.  Bir köy kalkınması kooperatif hakkında çok konuştuk, fakat olmadı.  Köylüler ile hayvancılık teknikleri üzerinde çalıştık.  Arıcılık üzerinde fenni kovanları kullanmayı tavsiye ettik.

Biliyorsunuz, ben 1967 senesinde köyden çıkıp, Amerika’ya döndüm.  Ben 1975’te eşimle birlikte köyü ziyaret ettim. 1999, 2002, 2004, 2006 ve 2009 senelerinde eşim ve oğullarım ile köye gezme amaçlı geldim.

          -Köye 65- 67 yıllarından sonra birkaç kez daha geldiğinizi söylüyorsunuz. En son 2009 yılında geldiniz. 1965 yılındaki Çayiriçi Köyü ile şimdiki Çayiriçi Köyü arasında ne gibi farklar var?

1.Eskiden sadece yerli cins inekler vardı.  Simdi hepsi Jersey cinsine çevrildi.  İnekler daha büyük, daha sağlıklı.  Ve daha çok süt veriyorlar.

2.Köye elektrik geldi.  Her şey daha kolay oldu.  Ve inek sütü çabuk ekşimiyor, onun için aşağıya taşınıp satılabiliyor.

3.Köy ekonomisi eskiden parasızdı.  Simdi süt parasından köy ekonomisi para iledir.

4.Her yere giden yollar yapıldı, daha kolay gidilir.  Hem köye gelmek gitmek için, hem yaylaya gitmek için…  Hem de köy içinde yük taşırmak için.

5.Çimento, beton, tuğla ve başka ağır yükler köyün her yerine taşındığı için, köylüler daha sağlam, daha rahat, kışın daha sıcak evleri köyde yapabildiler.

6.Köyün gençleri daha sık sık eğitime gidebilirler.  Kırk sene önce, köyde bir ilkokul vardı.  Simdi sekiz-senelik koy okulu var, lise de daha yakındır. Üniversiteye ve başka yüksekokullara gidebiliyorlar.

7. İletişim çok ilerledi.  Kırk sene önce köyde tek bir telefon vardı (Bayram’ın kahvedeydi).  Ya orman deposuyla, ya Tonya’da Postacı Yusuf ile telefonla konuşabilirdiniz. Başka yoktu. Simdi köyde her evin telefonu var ve birçok köylü cep telefonu kullanıyor.

8.Televizyon her yerde bulunur.  Hem ajans, hem eğlence, hem spor, hem filimler, hem müzik programlar evlerin içine girdi.

           Çayiriçi Köyü’nü anlatan “VillageInTheMeadows (Çayıriçi)” adlı kitabınız hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Yazdığım kitapta, burada size anlattıklarımı yazdım.  Barış gönüllüsü olarak, biz iki sene köyde ne yaptığımızı tarif ettim.  Ve daha yakın senelerde köye yaptığım ziyaretler hakkında yazdım.

Köyden ne zaman ayrıldınız?

Biz köyde 1965 Ekim ayından, 1967 Şubat ayına kadar, Çayiriçi Köyü’nde kaldık.  Yazın yaylalara çıktık.  1967 Ocak ayında köyde üç metreden fazla kar yağdı.  Üç hafta köyde kaldıktan sonra, aşağıya Trabzon’a indik, sıcak havayı beklemeye kaldık.  Bir kaç hafta sonra sıcak hava olmadığı için, barış gönüllüsü teşkilatımız bizi Ankara’ya çekti.   Köye dönüp evimizi kapattım.  Maalesef ne Allen, ne ben Çayiriçi Köyü’ne ilkbaharda dönemedik.  Haziran ayında biz Türkiye’de iki sene kaldığımız için, vazifemiz bitti ve Amerika’ya döndük.

           Çok teşekkürler Sayın Pfunder. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Kusura bakmayınız. Ben Türkçeyi on seneden beri daha güzel öğrenmeye çalışıyorum.  Fakat yavaş yavaş oluyor.  (Ve benim bilgisayarım Türkçe bilmiyor.)  İnşallah, burada yazdıklarımı anlayabiliyorsunuz. Ben Amerika’da kırk seneden beri avukatlık yapıyorum.  Bu sene sonunda emekli olacağım (ben simdi 65 yasındayım).  Eşim de emekli olacak.  Oğullarımız şimdi 21 ve 25 yaşında.  Biz Çayiriçi Köyü’ne birkaç defa yine uğramak istiyoruz. Görüşmek dileğiyle.

 

SÖYLEŞİ:  ÖZGÜR KALYONCU

TONYA KALANDAR DERGİSİ


 

Facebook Twitter Email


Yorum Yapın