Kardeş Derelerin Buluşması

| 06 Aralık 2010

Kardeş dereler suyuna toprağına sahip çıktı…..

“Suyuna toprağına Sahip Çıkan Kardeş Dereler Rize’de buluştu” Derelerin kardeşliği platformu (DEKAP) çağrısıyla 4 Aralık 2010 tarihinde Rize kültür merkezinde bir araya gelen 700 e yakın çevreci, hükümetin meclise sunduğu, tabiatı ve biyolojik çeşitliliği koruma yasa tasarısını protesto etti.

Derelerin kardeşliği platformu (DEKAP) Rize kültür merkezinde düzenlenen toplantıya Rize’de ki çevreci örgütlerin yanı sıra Artvin, Trabzon, Giresun, Gümüşhane, Samsun,Tokat,Amasya,,Ordu,Sinop,Bayburt ve Erzurum il ve ilçelerinden gelen 700 dolayında çevreci  kuruluş ve platformların temsilcileri yanı sıra,CHP,ÖDP,EMEP,TKP,MHP,SP,BP,DP,SP,TP,Halkevleri, ADD,KTÜ öğrenci kolektifi Tek Gıda İş Sendikası,İHD Rize temsilciliği katıldı.

Salona “Kültür ve Tabiatımızın yıkım yasasına hayır, “SİT ‘leri değil, HES ‘leri kaldır” Kültür ve tabiatımızın yıkım yasasına hayır”,”su yaşamdır satılamaz”,”dereler özgürdür özgür akacak”, “koruyan biziz yok eden onlar” yazılı pankartları asan çevreciler el ele tutarak “Dereler özgürdür, özgür akacak” sloganları attı.

HES’’lere karşı mücadele veren 22 vadinin temsilcisinin konuşma yaptığı platform toplantısında konuşmacılar siyasal iktidarın bir çevre politikasının olmadığına dikkat çektiler.

HES Şirketlerinin Arkasında Yabancılar Var

Burada konuşan Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Ömer Şan, Başbakan ve Bakanların yaşam alanlarına sahip çıkan kendilerine yönelik dış güçlerden destek aldıklarını ima ettiğini hatırlatarak “Bu HES projelerinde yabancı firmaların belgeleri ile ortaya konan ortaklıklarını nasıl açıklayacaklar. Başbakan ve Bakanlar, HES projeleri ile enerjide dışa bağımlılıktan kurtulacağımızı öne sürüyorlar. Bu projeleri İsveç, ABD, İspanyol ve Fransız firmalara yaptırırken nasıl dışa bağımlılıktan kurtulmuş oluyorsunuz?. Aynı zamanda kontrolünü 49 yıllığına vermiş olduğunuz, adeta satmış olduğunuz sularımızı dışa bağımlı hale getirmiyor muyuz?. Bunu niye açıklamıyorlar da çıkıp bizi çapulcu ve bazı tipler olarak aşağılıyorlar. Vadisine, suyuna sahip çıkan bu insanları ne olarak görüyorlar. Biz bu toprakların insanıyız. Biz toprağımızı, vatanımızı ve yaşam alanlarımızı savunuyoruz. Biz enerji karşıtı değiliz. Biz diyoruz ki Fırtına, İkizdere, Senoz, Papart ve Çanakçı Vadilerinin başka bir alternatifi yok ama enerjinin var.”diye konuştu.

Bütün SİT Kapsamları Kaldırılacak

DEKAP Yürütme Kurulu Başkanı Mehmet Gürkan, Çevre ve Orman Bakanlığı`nca hazırlanan, `Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısının` bütün SİT kapsamlarını kaldıracağını belirterek “Avrupa ülkelerinde yüzde 20’lik alan koruma altındayken Türkiye’de sadece yüzde 3’lük bir alan korunuyor. Türkiye’de mevcut yasalarla koruma altında bulunan yüzde 3’lük topraklarımız, sularımız ve yeşil alanlarımız siyasi iktidar tarafından yok edilmek isteniyor. Bütün SİT kapsamları kaldırılacak. Biz bu yasanın geçmemesi için gerekli çalışmaları yapalım ve halkı bilgilendirelim. Atalarımızdan devraldığımız havamızı, suyumuzu ve toprağımızı çocuklarımıza ve torunlarımıza mutlaka emanet etmeliyiz. Aksi halde yarın çocuklarımız bize hesap soracak. Hukukla bir yere kadar gidiyoruz. Siyasi iktidar hukukun arkasından dolanıyor. Hukukun aldığı kararları siyasi iktidar uygulamıyor. Bir başka yerden deşmeye çalışıyor. Ama bizi geçemeyecekler.” dedi.

HES’lere Kur’anlı Protesto

Rize merkez salarha vadisi Andon mevkiinde yapımı planlanan HES projesine karşı mücadele eden Kazım Delal adlı vatandaş  yaptığı konuşmada ,derelerde banyo edecek sularının kalmadığını ifade ederek “ben yapılacak olan HES projesine karşı açtığım davanın keşif bedelini yatırmak için ineğimi sattım.Bunlar cennetimizi yok ediyor görün bunları.Haberiniz olsun “dedi.

Delal en ilginç konuşmasını ise Kur’an dan okuduğu bir ayetle sürdürerek “bunlar cennet olan dünyamızı cehenneme çeviriyorlar, haberiniz olsun. Nereden biliyorsun diye soracaksınız ama bakın kur’anda bizi yaratan ne diyor, ‘cennete gidenlere müjdeler olsun. Öyle bir yere gidecekler ki onun altından pınarlar şarıl şarıl akıyor. Yeşillikler, meyveler olacak. Ve onlar diyecekler ki biz daha önce bu sulardan içtik, bu meyvelerden yedik” buda demek oluyor ki dünyada yedik, yani dünya cennettir. Bu katliamcılar sularımızı çekip alıyor bizim cennetimizi cehenneme çeviriyorlar. Kur’anda bir yerde cennetten bahsediliyorsa orada muhakkak su vardır. Bunların hepsi kur’anın içinde vardır. Eğer bir yerde su varsa orada cennet var, haberiniz olsun. Ama sen suyumu kurutuyorsun be kafir insan, sen benim cennetimi cehenneme çeviriyorsun. Ne biçim insansınız, çekin bu vadilerden elinizi tanımıyoruz sizi. Protesto ediyoruz sizi, çekin elinizi vadimizden” diyerek isyan etti.

Su Bizim Olmazsa Olmazımızdır

Toprağına suyuna sahip çıkan büyük bir aile olduklarını belirten Derelerin Kardeşliği Platformu yürütme kurulu üyesi Yaşar Aydın konuşmasında; “ biz onur mücadelesi veren büyük bir aileyiz. Derelerin kardeşliği toprağına sahip çıkma adına başlattığı mücadeleyi yükselterek sürdürüyor. Mücadelenin dili, kavganın dili bizi ortak yapmış. Vadilerde mücadele edenlerin sözü bütün sözlerden kıymetlidir. Bu mücadele bizim için kutsaldır, önemlidir. Biz HES mücadelesini sadece enerji mücadelesi olarak algılamıyoruz. Biz bu mücadeleyi su hakkı mücadelesi olarak da algılıyoruz. Bunun bir özelleştirme olduğunu söylüyoruz. Su bizim için kutsaldır, su temel bir haktır. O bölgede yaşayan herkesin hakkıdır. Bunun için bizim olmazsa olmazlarımız vardır, onun içindir  bizim olmazsa olmazlarımız bu topraklar üzerinde yaşayanların geleceğidir” dedi.

12 eylülde ‘hayır’ diyenleri yok ettiler

Samsun Halk Evleri adına konuşma yapan Nuray Erçağan konuşmasında “ bugün burada suyumuzu savunmak durumunda kalmamızın bir geçmişi vardır. 12 eylül’e dönelim. 12 eylül geldiğinde ‘hayır’ diyen herkesi astılar, işkencelerle yok ettiler. Ve biz ‘hayır’ diyemedik, korktuk. Biz çok korktuk ama yinede bugün korkmadığımızı en güzel Karadeniz gösteriyor. Karadeniz dalgası hırçındır, asidir ve içinde isyanı barındırır gerçekten” dedi.

Toplantıda kendilerini mekansızlar diye adlandıran bir grup Rize Spor taraftarı genç “dereler özgürdür özgür akacak “şeklinde slogan atarak desek verdiler. Sonuç bildirgesi okunduktan

sonra çevreci gruplar kültür sitesinin önünde tulum eşliğinde  horon tepti..

SONUÇ BİLDİRİSİ

Ülkemizin tüm temiz su kaynaklarına planlı bir şekilde saldırıyorlar. Her akarsuyumuz onlarca kelepçe (HES) ile tutsak edilmek; sularımız, binlerce yıldır hayat verdiği coğrafyada karanlık tünellere kapatılmak isteniyor.

Oysa biliyoruz ki Su, hayatın kaynağı, dünümüz ve yarınımızdır!

Derelerimiz, binlerce yıldır bereketli tarlalarımızı suluyor. Ekmek oluyor, geçim oluyor, iş oluyor, aş oluyor… Kısaca, bu vadilerde hayatı yeniden ve yenileyerek var ediyor. Asla boşa akmıyor.

Bizler, Derelerin Kardeşliğine inananlar, suyumuza sahip çıkarak, toprağımıza, ürünümüze, hayatımıza, dünümüze, bugünümüze ve de yarınımıza sahip çıktığımızı biliyoruz.

Suyumuza sahip çıkarak, binlerce yıllık türkülerimize, boz ayıya, alabalığa, göğe yükselen çamlara, ladinlere, çınarlara, çaya, fındığa, uçsuz bucaksız tarlalarımıza sahip çıktığımızı biliyoruz.

Biz, bazılarının bağırdığı gibi ne üç-beş çapulcu , ne de dış kaynaklı lobilerin oyuncağıyız…

Bu vadilerde doğanlarız. Bu vadilerde atalarımızla yan yana gömülmeyi arzu edenleriz.

Buralarda ürettiklerimizle geçinenleriz.

Kadınlar, gençler, çocuklar ve erkekleriz. Binler, on binleriz. Bu vadilerin ayrılmaz parçalarıyız.

Hukuka inanıyoruz, bilimin bizim yanımızda olduğunu biliyoruz.

Suyun alınıp satılabilecek bir madde olmadığını savunanlar,

Suya ulaşma hakkının en temel insan hakkı olduğunu bilenler,

“Enerji mi, çevre mi?” tartışmasına hayat diye karşılık verenler,

Paranın gücüne karşı Derelerin Dayanışmasına inananlar diyoruz ki;

•       Tüm canlıların yaşam kaynağı olan SU, sadece enerji kaynağı ve para kazanma aracı olarak görülemez!..

•       Sudan elde edilmeye çalışılan enerjinin alternatifi vardır oysa doğamızın alternatifi yoktur!

•       SU, ticari bir mal değil, tüm canlıların yaşamını sürdürebilmek için ulaşmaya hakkının olduğu doğal bir varlık, ekolojik sistemin bir parçasıdır.

•       Tüm canlıların sudan yararlanma hakkı vardır. Hiçbir canlı kendisinin SU ihtiyacının daha önemli olduğunu ileri süremez!..

•       SU, bulunduğu ortamın asli unsurudur. Hiçbir şekilde yatağı değiştirilemez, bulunduğu alandan başka bir alana taşınamaz!..

•       Doğal yaşam ile SU ilişkisini dikkate almayan hiçbir karar, uygulama, yasal düzenleme kabul edilemez!..

•        Suyun kullanımı; ekolojik, çevresel, kültürel ve sosyal sürdürülebilirlikten uzak ele alınamaz.

•       Canlı türlerinin yok olma noktasındaki suyu ifade eden Can Suyu kavramı veya böyle bir adalet anlayışı kabul edilemez, ahlaki görülemez. Can Suyu tartışması dahi yapılamaz!..

•       Doğal Yaşam Alanlarımızı kurduğumuz, tarihi, sosyal ve kültürel değerlerimizi koruduğumuz Vadilerimizi yok ederek, ortadan kaldıracak ve geri dönüşümsüz zararlar verecek olan, Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısını kabul etmiyoruz. Bu yasa tasarısının Meclis ten geçmemesi için tüm gücümüz ile mücadele edeceğiz.

Biz, Derelerin Kardeşliği Platformu olarak Su Havzalarımızda, Doğal Yaşam Alanlarımızda verdiğimiz yaşam mücadelemizi, her geçen gün daha da yükselterek sürdüreceğiz.

Bu zorlu süreçte büyük bir sorumlulukla karşı karşıya olduğumuzun bilinci ile hareket edeceğiz. Bunun için:

•       Vadilerimizde başlayan yerel mücadeleleri desteklemeye, bir ve beraber olmaya devam edeceğiz.

•       Mücadeleye yeni başlayan/başlayacak vadilere her türlü destek sunmaktan, enerjimizi, bilgi birikimimizi ve olanaklarımızı paylaşmaktan geri durmayacağız.

•       Su hakkı mücadelesinin toprak ve yaşam mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğinin bilincinde davranarak ülkemizde devam eden çevre ve toprak mücadeleleri ile dayanışma içerisinde olmayı önümüze bir görev olarak koyacağız.

•       Su hakkı ve bizler gibi yaşam mücadelesi içerisinde bulunan Yerel ve Ulasal Platformların ortak mücadelesinin sağlanması için sorumluluk üstleneceğiz.

•       Derelerin Kardeşliği Platformu olarak yerellerden başlayan, yerellerin inisiyatifinde gelişen mücadelenin, tüm ülkede ortak bir dil, ortak bir eyleme dönüşmesi için çaba harcayacağız.

Bütün karar vericileri, tarafları;

Başka canlılar, çocuklar yokmuş gibi, gelecek kuşaklar olmayacakmış gibi, sürdürdükleri bu bencil davranışlardan vazgeçmeye çağırıyoruz.

Ülkemizin temiz SU kaynaklarına yapılan bu planlı saldırıların önünde durarak, vadilerimizde yaşanan bu katliamların bir an önce durdurulması ve sularımızın ticarileştirilmesini engellemek için bundan sonra da var gücümüzle mücadelemizi sürdüreceğiz.

Şimdi, vadilerimizden başlattığımız mücadeleyi yükseltme zamanı.

Şimdi, mücadeleyi tüm ülkeye yayma zamanı…

DERELERİN KARDEŞLİĞİ PLATFORMU

Facebook Twitter Email


Yorum Yapın