‘Mutluluk’ hapiste!

| 10 Kasım 2010

2004’de düzenlenen DHKPC operasyonları kapsamında bir dergiye yapılan baskında ele geçirilen bir diskette adının olması ve ölüm orucu cenazelerine katılması 1.5 yaşındaki kızıyla hapse atılmasına yol açtı

2004’de Nato Zirvesi öncesi Türkiye’nin dört bir yanında ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde DHKPC operasyonu adı altında Temel Halk ve Özgürlükler, İdil Kültür Merkezi gibi yasal kurumlara yapılan eş zamanlı baskınlarla pek çok kişi tutuklanıp gözaltına alınmıştı.1 Nisan operasyonu olarak da adlandırılan operasyonda Ekmek ve Adalet Dergisi binasında bulunan bir diskete isimlileri yer aldığı  iddiasıyla pek çok insan ‘yasa dışı örgüte üye olmak’tan suçlanmıştı. O kişiler arasında yer alan çiçeği burnunda anne Nazire Ayata Civelek’in hikayesiyse yürek burkuyor.

SOYADI BİLE DEĞİL ADI GEÇİYOR!
İstanbul dışında tutuklananların neredeyse hepsi kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraat ederken, tam altı yıl sonra aynı davadan yargılanan Nazire Ayata Civelek isimli öğretmen 17 aylık bebeğiyle Bakırköy Kadın Tutuklu Evi’ne hapsedildi. İddianamede aleyhine gösterilen tek deliller ise Ekmek ve Adalet Dergisi binasında soyadının bile değil, sadece adının geçtiği iddia edilen söz konusu bilgisayar disketi ve ölüm orucunda ölen iki kişinin cenazelerine katıldığı iddialarından ibaret.
Bu veriler Civelek’in Ankara 11 Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 3 yıl 9 ay hapse mahkum olması için yeterli oldu. Temyize götürülen dava Yargıtay 9′üncü Daire’nin Yargıtay savcısının tarif edilen suçun oluşup oluşmadığı için davanın bozulmasına ve Teknik Üniversite Elektrik-Elektronik Fakültesi’nce hazırlanan bilirkişi raporunda polis aramaları sırasında ele geçirilmiş disketin delil sayılamayacağı açıkça bildirilmesine  rağmen, Yargıtay, Nazire’nin mahkumiyetine onay verdi. Nazire Ayata Civelek, 28 Ekim 2010’da henüz emzirme döneminde olan 17 aylık Şana isimli kız çocuğuyla Türkiye’nin karanlık hücrelerinden bir tanesine atıldı.

‘MUTLULUK’ HAPSE ATILDI
Yargılanmaya ilk başladığı dönemde Samsun’da görev yapan avukatına vekalet veren Nazire Ayata Civelek,avukatının kendisini savunduğunu sanarak mahkemelere bir kere dışında gelip gitmemişti. Avukatının duruşmaları takip etmediğinden habersiz  hayatını düzene sokup Rize Ardeşen’de öğretmenliğe başlayan genç kadın, Yaşar Civelek ile burada evlendi. Bu evlilikten küçük bir kızları olan çift, kızlarına Lazca ‘Mutluluk’ demek olan Şana ismini koydu.
Adana, Ordu, İzmir,Mersin’de Ağır Ceza Mahkemeleri’nde de eşiyle aynı davadan yargılanan kişilerin kesin ve inandırıcı delil bulunmamasından beraat ettiğini ve devlete ‘ Haksız yere hapis yatmak gerekçesiyle dava açtıklarına dikkat çeken Nazire Ayata Civelek’ın Eşi Yaşar Civelek, Bursa’da yürütülen davada disket fotokopilerini delil olarak kabul edilemeyeceği kararının verilerek dava bile açmadığına dikkat çekti.

‘BİLİMSEL RAPORLARA ALDIRMADILAR’
Durum böyleyken  bir diskete sadece Nazire ismi bulunduğu ve ölüm orucunda ölen Fatma Hülya Tümgan ve Özlem Türk’ün cenazelerine katıldığı iddiasıyla 3 yıl 9 ay hapse mahkum olmasının kabul edilmez olduğunu söyleyen acılı eş, Ankara 11′inci Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği bu kararı temiz ettirmek üzere davayı Ocak 2008′de Yargıtay’a intikal ettirdiklerini  anlattı. Civelek, Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi Yargıtay Savcısı’nın verdiği ‘sanıkların tüm dosya içeriğine ve mahkemenin kabulüne göre eylemlerinin 3713 sayılı yasanın 7/2 maddesinde tarif edilen suçu oluşturup oluşturmadığının tartışılmaması yasaya aykırı bulunduğundan hükmün CMK’nun 321 maddesi uyarınca bozulması’ mütalaasını vermesine rağmen, 2.5 sene sonra 2 Temmuz 2010′da dosyasının onayladığını 14 Temmuz’da ise kapandığını öğrendiklerini belirti. Elektrik Mühendisleri Odası tarafından verilen rapor ve Yargıtay Savcının mütalaasını ve emsal teşkil eden ağır ceza mahkemelerince Adana,Mersin de  verdiği berat kararları ekleyerek kararının incelenmesi ve bozulmasını talep eden bir dilekçe verdiklerini belirten Civelek, bu talebin reddedildiğini söyledi. Eşinin 17 aylık bebekleriyle İstanbul’daki Bakırköy adliyesine teslim olduğunu buradan da Bakırköy Kadın Tutuklu Evine B-4 blok’una gönderildiğini anlattı.

KÜÇÜK ŞANA OLANLARI OYUN SANIYOR
Eşi Nazire ile birlikte aynı davadan bir de 4 aylık çocuğu ile birlikte doktor olan Serpil Arslan Düzgün’ünde da mahkum olduğunu ve aynı gün cezaevine teslim olduklarını bildiren Civelek,’’Serpil’in eşi Savaş Düzgün de aynı davadan ceza aldı. Hukuka haykırı delilerle tüm bir aile mağdur oldu’’ dedi.
Şana’yı böyle adaletsiz bir dünyaya getirdiği için kendini suçlandığını belirten Civelek,’’Dün görüşe gittim. Şana hâlâ bulunduğu durumu oyun sanarak giderken bana el sallıyordu. Kızımın demir kapının ardında bıraktığım onun yanında olmadığım ve koruyamadığım için kahroluyorum’’ diye konuştu.

‘Disketi çözmeye zahmet etmeden adı geçenleri içeri aldılar’
Kendisinin bu davada yargılandığını ve beraat ettiğini belirten ÇHD Genel Başkanı ve savunma avukatlarından Selçuk Kozağaçlı ise, bu dava dosyasının bir hukuka aykırı delilerin hükme esas alındığına belirtti.
Kolluk kuvvetleri tarafından yapılan operasyonlarda aramaların Ekmek ve Adalet Dergisini kapsadığı fakat aramaların derginin künyesindeki adrese değil farklı bir adreste bulunan Yılmaz Yayıncılık’a yapıldığına dikkat çeken Kozağaçlı, ‘’İlgili arama kararı Ekmek ve Adalet Dergisi’ne aittir. Ancak arama orada yapılmadı. Bu yüzden yapılmış olan bu arama hukuka aykırı olmakla beraber buradan elde edilen tüm delilerde hukuka aykırı delilerdir’’ dedi.
Delil olarak gösterilen söz konusu bilgisayar çıktılarının, mahkeme dosyalarında fotokopi olarak yer aldığını belirten Kozağaçlı,’’Disket çözülmeden söz konusu diskette adı geçtiği iddia edilen kişiler gözaltına alındı.Bu nasıl mümkün oluyor? Disketin çözümüne ilişkin rapor 3 Nisan 2004’de istihbarat Şubesi’nce TEM Şube Müdürlüğü’ne getirilmiştir. Ancak İstanbul’da baskın yapılıp alınan kişilerin tümü 1 Nisan 2004’de gözaltına alınmıştır. Dosyada bilgisayar çıktısı ya da onaylı fotokopileri olmadan hüküm kurulduğunu belirterek mahkemeden bu eksikliğin giderilmesini defalarca talep etmeme rağmen, gerekçe gösterilmeden reddedilmiştir. Bu davayı en kısa dönemde AİHM’e taşımayı düşünüyorum’’ dedi.

Kaynak: Birgün

Facebook Twitter Email


Yorum Yapın