“Öpenler” Baş Tacı!..

| 22 Temmuz 2009

keskedokunmaYabancılar Türkiye’nin ilginçliklerle dolu bir ülke olduğunu söylerler.

Belki dışardan baktıklarından,  belki de akıl ve mantıkla izah edilemeyecek olaylara tanık olduklarından, çoğu kere haklı çıkmıştır yabancı gözlemciler.

Kamu sendikalarında yaşanan sendika değiştirme “refleksi” de, bize özgü bir ilginçliği daha ortaya koyması yönünden önem taşıyor.

Bilindiği üzere her yıl, “toplu görüşme komedisi”nde başrol oynamak üzere kamu işkollarında “yetkili sendikalar” belirleniyor.

Bu yıl hükümetle “görüşmeye” oturacak yetkili konfederasyon Memur Sen olmuş.

Bugüne kadar “toplu görüşme komedisi”nin başrolünü Kamu Sen üstleniyordu.

Her iki örgüt bugüne kadar kamu çalışanlarına hangi kazanımları sağladı da, bu kadar üyeye sahip olabildiler diye sorulabilir.

İşte bize özgü ilginçlikler burada başlıyor.

Kamu işkollarında memur örgütlenmesini başlatan kimler: KESK’e bağlı kamu çalışanları..

Kamu çalışanlarını siyasi, dinsel, etnik, felsefi görüş ayrılıklarına rağmen aynı çatı altında örgütlemeyi başaranlar kimler: KESK’i kuran sendikalar..

Devleti “baba” yerine bir “işveren” olarak tanımlayıp, memurlara ekonomik, sosyal, mesleki,  özlük ve hukuksal alanda yeni haklar isteyen kimler: KESK’i oluşturan sendikacılar..

Bu mücadeleyi yürütürken işten atılan, sürgüne gönderilen, açığa alınan kimler: KESK’i kuran memurlar..

Peki sendika kurdukları için haklarında binlerce dava açılan memurlar kimler: KESK üyesi kamu emekçileri..

Sıkı ve çağdışı bir yasa olan 657’ye rağmen, kamuda ilk kez grev yapıp, hakların kazanılmasında grevin de kullanabileceğini kanıtlayan kimler: KESK’li üyeler..

Türkiye’de memurlar adına Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile ilk kez tolu sözleşme imzalayarak, bu hakkın kullanılabildiğini kanıtlayan kimler: KESK’e bağlı Tüm Bel-Sen Sendikası..

Ülkemizde memurların toplu sözleşme yapamayacaklarına dair verilen nihai yüksek yargı kararlarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürüp, memurların lehine sonuçlanmasını sağlayan kimler: KESK’e bağlı Tüm Bel-Sen Sendikası’nın yöneticileri..

Kamuda kadın memurların sadece etekle değil pantolonla da işe gidebileceğini yaptıkları eylemlerle kazanıma dönüştüren kimler: KESK’e bağlı Eğitim Sen üyeleri..

Peki, bugüne kadar “yetkili sendika” unvanına sahip “sendikalar”,  hangi başarının karşılığı olarak bu denli üyeyi toplamayı başardılar?

Dışarıda “haşarı delikanlı”  tavrını takınıp, “toplu görüşme komedisi”nde devlet büyüklerinin önünde inzibat disiplinine geçen sendikacı unvanlı yüksek bürokratlar, memurlara ne sağladılar da en çok üyeyi toparlayabildiler?

Bu yıl ise farklı bir sonuç var karşımızda.

2009 yılında en çok üyeye sahip konfederasyon Memur Sen olmuş.

Hani memurların  Hak-iş’ olarak tanımlanan,  “hükümete yakın”  konfederasyon..

Bu örgütün üye sayısı 376 bini aşmış, Kamu Sen ise 375 binde kalmış.

Bu örgütleri devlete ve otoriteye aşırı bağımlılıkları nedeniyle, hak arama için ne sokakta, ne alanda ne de işyerlerinde göremezsiniz.

İnsanlarımızın “din” ve “milliyetçilik” gibi manevi değerleri etrafında bir söylem geliştirmişlerdir.

Buna rağmen durmadan üye sayıları artmaktadır.

Bir yanda hak alabilmek için sokakları, alanları dolduran, bu mücadelede polis copu, biber gazı yiyen ancak üye sayısı yerinde sayan KESK..

Diğer yanda “uslu çocuk” olup , sırtını hükümetlere ve yüksek bürokratlara dayayıp, üye sayısını artıran Kamu Sen ve Memur Sen..

İşte bunu akılla, mantıkla, sosyolojinin ve ekonominin yasalarıyla izah etmek pek mümkün görünmüyor.

Her ne kadar mantıkdışı bir manzara da olsa, bu sonuçlar ilginçlikler ülkesi Türkiye’nin siyasetine “cuk” diye oturuyor.

Baksanıza, halk da kendisini “öpen” siyasetçileri habire  “üstte”  tutmuyor mu?

Haydar KARSAN

Taka Gazetesi

Facebook Twitter Email


Yorum Yapın