“Fındık ihanete uğradı”

| 16 Temmuz 2009

20080701174819_findik_resimleri21Vatan gazetesinde genel yayın yönetmenliği yaptığı sırada Cüneyt Zapsu’nun fındık fiyatlarında spekülasyon yapmasını engelleyen Yavuz Semerci bu kez yazı yazdığı Gazete Habertürk’ü eleştirdi: Habertürk gazetesi köşe yazarı Semerci, Hükümetin Fındıkla ilgili olarak son aldığı aldığı kararları Devrim diye nitelendiren gazete yetkililerini topa tuttu. Semerci alınan kararları Devrim değil ihanet olarak değerlendirdi.
İşte Semercinin çok konuşulacak yazısı:

“Fındıkta devrim değil, ihanet kararları açıklandı.

Fındık devrimiymiş! Bizim arkadaşlar Gazete Habertürk’te dün inci gibi dizilen bakanların açıklamasını bu başlıkla duyurmuş Fındığın makus talihi değişecekmiş, yıllardır bütçe kaynaklarını israf edilmesine yol açan fındık politikası artık çöpe atılacakmış. Fındık dikim alanı 642 bin hektardan 406 bin hektara inecekmiş. Devrimin ilk adımına bakar mısınız?

Arkadaşlar, dünya fındık tüketimi her yıl büyürken, Türkiye’nin ekim alanlarının 20 yıl önceki seviyeye indirilmesine çalışılması devrim değil, ihanettir

2004 yılından beri her yıl ortalama 1.5 milyar dolarlık fındık ihraç ediyoruz. 2005-2006 sezonunda ihracat rakamı 2 milyar dolara çıktı. Devletin Hazine kaynaklarından yaptığı alımlar da boşa gitmez. Hiçbir zaman gitmez. Hatırlayın, birkaç yıl önce depolarda bekleyen 2001 mahsulü ve neredeyse çürümüş fındık bile satıldı.

Fındıktan gelen dövizin yüzde 100′ü katma değerdir. Dünya tüketiminin yüzde 70′ini gerçekleştiren bir ülkede, fındık üretim alanını daraltmak da imkansızdır, ayrıca. Fındık üretiminin yüzde 90′ı Akçakoca, Giresun, Ordu ve Trabzon’da gerçekleşir. Ne teşvik verirseniz verin üretim miktarını düşürecek bir ekim alanı daralmasına gidemezsiniz. Ayrıca fındığı söken, pişman olduğunda yeni dikim yapsa bile 10 yıldan önce ürün alamaz. Ne yapacak devlet 10 yıl destek mi verecek? Bu desteğin Hazine’ye yaptıracağı kaynak israfını kim konuşuyor? Tarlandaki döviz getiren ürünü sök, katma değeri olmayan, döviz girdisi sağlamayan ürün ek. Ben de açıktan sana para vereyim.
Devrim bu öyle mi?

***

TMO’nun elinde 550 bin ton (yaklaşık 210 bin ton iç fındık eder) mal varmış. Devlete maliyeti 1 milyar TL imiş. Bundan sonra TMO alım yapmayacakmış.

Bu kararı devrim diye alkışlayanların aklından zoru olmalı. Fındık dediğiniz üründe bir yıl var, bir yıl yok yılıdır. Var yıllarında elinde mal birikir, yokluk yılında satılır. Şimdi yokluk yılındayız. TMO elindeki malı birkaç yıl içinde maliyetinin birkaç katına satabilecek durumdadır.

Ama dert başka!

Amaçları her yıl olduğu gibi fındık fiyatlarını düşürecek nitelikte açıklamalar yapmak, üreticiyi panikletmek, malı ucuza kapatacak tüccarın eline düşürmektir. Bu oyun hiç bitmez.

Çünkü, Türkiye’de fındık ihracatçısı yoktur. Fındık ihracatçısının kim olacağını Avrupa’daki 4-5 firma belirler. Birisi de Türk fındığının neredeyse yüzde 40′ını satın alan Ferrero’dur.

Bu tip firmalardan kaparo alan Türk ihracatçıları, müstemleke memleketlerinin tüccarlarına benzer. Bunlara alivreci denir! Büyük ihracatçı, fındığın kental’inin (100 kilo iç fındık) kaça olacağı konusunda Ferrero gibi firmalarla anlaşır. Ve ardından başlar yalanlarla insanları kandırmaya, piyasayı karıştırmaya. Fiyatların Avrupalı tüccar ile anlaştığı seviyenin altına inmesi için lobi yapar: “Aman fındık fiyatı artar ise mal üreticinin elinde kalırmış, çikolata üreticileri fındık kullanmaktan vazgeçermiş…”

2005 yılında da bu yaygarayı yaptılar. Basın ilk kez bunlara destek vermedi. Üretici ayağa kalktı. Ne oldu? İç fındığın kilosu 8 dolara çıktı.

Türkiye 200 bin ton iç fındık sattı ve 2 milyar dolara yakın gelir elde etti. Sonra bolluk yılı geldi. Fiyat 5 dolarlara indi. Şimdi yokluk yılı. Fındığın kilosu 10 dolara giderken, hükümet devrimini (!) açıkladı. Amaç alivrecilerin 5 dolar üzerinden yaptıkları anlaşmaya uygun bir fiyat oluşması.

Fındıkta devrim, Ankara’da alivrecilerle iç içe yaşayan hükümetlerce yapılamaz. Üreticileriyle konuşmayan, onların görüşlerini almayan siyasi iktidarlar devrimlere değil ancak skandallara imza atar.”

Facebook Twitter Email


Yorumlar (1)

 

  1. Cevdet METE diyor ki:

    Bu devlet kurulduğu tarihten bu yana “YARI SÖMÜRGE KOMPRADOR OLİGARŞİSİ” devletidir..

    Bugün de öyle, dün de öyleydi, en dibinde de öyleydi..

    Ellerinde farklı coğrafyalardan sosyalizm şablonlarıyla senelerdir yap boz oynayan, bu memleketin geleceği için doğal tıkaç görevi ifa eden ŞABLON SOLCULARI, PAPAĞAN SOLCULARI bu basit saptamayı bile yapamadılar bugüne dek…Çünkü teorik musaflarında bu tür bir tanımlama yok..Haşa, olmayan bir teori üretilmez. Yoksa yoktur..

    Neden?

    Cevap basit.

    Çünkü egemeni KOMPRADOR olan bu memleketin, sosyalisti de KOMPRADOR maalesef…Bu gerçekliğin psikososyal bir temeli vardır elbette, ayrı bir konu bu…

    Topu topu 6-7 tane sol jargon tabiri bir arada kullanabilme imkanı varsa SOSYALİZM teorisyeni olunabilir, örgüt lideri olunabilir bu memlekette..

    ( Onlar SOL sapmaydı o yüzden ayrıldık… falanca SAĞ sapmaydı o nedenle ayrıldık.. filanca revizyonizmin batağına saplanmıştı o yüzden ayrıldık…feşmanca oportünizmin çamurlu yollarına sapmıştı o yüzden ayrıldık…ötekiler küçük burjuvaydı sonradan anladık o yüzden ayrıldık…berikiler sektermiş bir anda farkettik hemen uzaklaştık…)

    30 yıl önce de yoktu, 20 yıl önce de yoktu, bugün de Türkiye’de sosyalizm mücadelesi falan yok!…

    Sadece komedi var..

    Bu öyle bir komedi ki, 100 sene sonra okuyup okuyup gülecekler, hem ağlayıp hem gülecekler..

    Kimse birbirini kandırmasın…

    Bunları niye mi saydırıyorum şimdi?..

    Yavuz Semerci kimdir?..

    Nerede SOL?..

    Sırf kendi örgütlerinin lideri olabilmek için, “sağ sapma, sol sapma, oportünizm, revizyonizm” 6-7 tane bilinen kilit kelimeyi kullanarak -ki bu kelimeler yeni örgüt kurma, daha doğrusu örgüt bölme bildirilerinin sihirli sözcükleridir güzel yurdumda- ülke solunu parça pinçik 500 parçaya bölüp Almanya’ya oraya buraya kapağı atan “LİDER” bozuntusu dallamalar.. Ve onların peşine takılan “YAŞA VAR OL!…” cu diğer dallamalar…

    Gurur duyun geride bıraktığınız eserinizle…

    Bakın Yavuz Semerci bile, yarı sömürge bir ülkede yaşadığımıza uyanır gibi olmuş.. Oralıkta SOL olmadığı için de durumdan “İSYAN” vazifesi çıkartmış derhal..

    Siz hala duvarlarınızdaki “TEORIK MUSAF” larınızı açın ve başınızı da iki yana doğru sallayarak devam edin sayıklamaya “SAĞ SAPMA… SOL SAPMA… OPORTÜNİZM… REVİZYONİZM… KAPİTALİZM… PROLETERYA…”….

    Bitirince teorik dualarınızı, üstüne bir de “AMİN” deyin…

    Komedisiniz sadece…

Yorum Yapın