Alaattin AYDEMİR

| 10 Temmuz 2009

alaattin Günümüzden tam otuz yıl önce 5 Temmuz 1979 akşamı emperyalistlerin maşaları tarafından hain pusuda can verdi. Emperyalist kaos saldırıların- katliamların çok yoğunlaştığı o dönemde devrimci mücadelecilerin ön saflarındakilerden Aleattin bir engel gibi  görüldüğünden katledildi. Failleri  hala meçhul…  Emperyalizme ve  uzantısı faşizme direnmenin bedelini canıyla ödeyenlerden oldu. Türkiye çapında aynı zamanda ortadan kaldırılan dört avukattan biridir Aleattin.  Yıllar öylesine acımasız ve çabuk gelip geçti ki dile kolay tam tamına 30 yıl geride kalıverdi. Halkın uyanış önderlerinden birisi olarak toprağı bol olsun.

Şimdilerde pek çok kişinin tanıma fırsatı olmadığı abimizi içim burkularak hatırlatmak tantmak  isterim… 1942 yılında,  Görele ilçemizin Maksutlu Köyü’nde dünyaya gelen, biri kız üç kardeşten en küçüğüdür. Babası Görele’nin çeşitli köylerinde öğretmenlik yapan, daha sonra yıllarca Ziraat Bankasında çalışan Saim Aydemir’dir. Saim, çocukluğu İstanbul’da geçmiş ve oldukça  eğitimlidir.  Görele çevresinde eğitmenlik hocalığı yapan ilk kişilerdendir. Avukat Aleattin’in şimdi  rahmetli olan abisi Hüsamettin Aydemir de emekli bankacı olup Görele’de  herkes tarafından tanınmaktadır.  Son olarak Mahinur isimli ablası yaklaşık bir buçuk ay önce vefat etmiş bulunmaktadır.

Aleattin, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Uğur Mumcu’ların arkadaşlarındandı. Tıpkı Uğur Mumcu gibi ihtiyaç olduğu halde askerliğini sakıncalı olduğu gerekçesiyle yedek subay yapacağı yerde er olarak yapanlardandır. Yani O’da ‘’sakıncalı piyadelerden’’ biridir.  70’li yıllarda Cumhuriyet Gazetesi’nde çeşitli makale ve yazılar yazardı. 68 kuşağı içinde yer  almış,  anlatımına göre 12 mart 1971 askeri faşizminde sayısız kitap yakmak zorunda kalanlardandı.  Bilgi ve davranışlarıyla hep göze batmıştır. 68 kuşağı içinde yoğrulup gelerek 78 aydınlanma hareketinin de en ön saflarında yer almıştır. Samsun ile Artvin arasındaki devrimci gençlerin  savunma  avukatlıklarını  yapmıştır. 1977’lerde Trabzon cezaevi isyanı bastırılamamış, burada bulunan direnişçi  mahkumlar  Aleattin Aydemir Avukatla görüşmeden eyleme son vermeyeceklerini bildirmişlerdir. Bunun üzerine Trabzon Valisi gecenin 2’sinde makam aracıyla kendisini Espiye’den alıp cezaevindeki  mahkumlarla görüştürmüş, böylece eylem sonlandırılmıştır. Ancak, Espiye, Yağlıdere ve Tirebolu üçgeni içinde bulunan fındık ağaları ve tüccarlarıyla egemen sınıf savunucuları ve temsilcileri tarafından hoş karşılanmamıştır.

Bizim medarı iftiharımız olan Aleattin ile aynı zamanda amca çocuklarıyız. Köyümüze araba ve yol  ile  elektriğin  olmadığı çocukluğumuzda iki saat yaya yürümeyle geldiğinde sevincimizden deliye dönerdik. Hiç görmediğimiz çikolatalar getirir, bize çok iyi davranırdı. Çok güzel konuşur, bizim için çok iyi örnek olurdu. O kadar alçak gönüllü ve sempatikti ki yaşamı boyunca da hep öyle oldu. Üstelik her şeyi bilir, bizde  hayranlık uyandırırdı. 1967 veya 68 yılında Çanakkaleli Sevgi Hanımla evlenmiş Görele’ye gelip baba evine yerleşmişti. Evlilik sonrasında  aile içinde ufak tefek sürtüşmeler çıkınca Espiye’ye gidip çalışmaya başlamıştı.

1977 yılında binbir zorluklar içinde liseyi bitirmiş olmakla beraber hiçbir siyasi faaliyet içinde bulunmuş değildim. Demokrat bir aileden olduğumuz için o zamanın koşullarında rahatsız edilmeye başlamıştık. Tarafsız kalmamız mümkün görünmüyordu.  Mahsuni Şerif’in “Katil  Amerika” sı  ülkemizdeki hakimiyetini artırmak için gençleri birbiriyle savaştırıyordu. Okula gitmeye korkuyordum,  zaten okuyacak maddi durumumda  yoktu.  Hayatla ilgili hiçbir planım da yoktu. Hiç aklımda yokken Eğitim Enstitüsü’ne onun katkılarıyla girebildim. Fikir manzaram da ondan sonraki sürelerde  şekillenmeye başladı. Soyguna, talana, emperyalizme, haksızlığa karşı mücadele etmemiz gerektiğini anladım. Vatanın bölünmesini değil bağımsızlığını istiyorduk. Öyle kimilerinin söylediği gibi Çinci, Rusçu(Sovyetçi) falanda değildik. Ezilen işçi, köylü emekçilerin sınıfsal iktidarını savunuyorduk.

Kavgalar içinde okuduğumuz Giresun’da kalacak yerimiz olmadığından zaman zaman onun yanında kalmaya başladım. Gördüğüm kadarıyla yöre halkı ve köylüler kendisine Espiye’de büyük saygı gösteriyordu. Çünkü halkın sorunları onun sorunu gibiydi.  Bölgede yapılan fındıkta sömürüye , hayat pahalılığına, teröre, katliamlara, baskılara karşı yapılan miting ve gösterilerde hep halkla beraber oldu. Halkın sorunlarına sınıf bilinci içinde sahip çıktı. Siyasi görüşü ne olursa olsun fakir fukaraya maddi manevi yardımlarını hiç esirgemedi. Halka destek verirken halkın yörede  desteğini aldı.

O gün diplomamı almak için Giresun’a gitmiştim. Dönüşte nedense yanına uğradım. Her zamanki sevecen ve güler yüzlülüğü ile karşılaştım. Hal hatırdan sonra ‘’kaynımın düğünü için yengeni biraz önce Çanakkale’ye gönderdim, iki gün sonra ben de gideceğim’’,’’ istersen gitme kalırız’’ dedi. Ben ‘’madem ki yolcusun, yolcu yolunda gerek ‘’ dedim. Elini öptürmezdi zaten kucaklaşarak ayrıldık.  İkindi üzereydi  son vedalaşmamız… Görele’ye dönüp köyümüze çıktım. Gece boyu boğanak bir yağmur hakimdi.

Sabahın erken saatleriydi. Amca oğullarından Bayram tekmeliyordu kapıyı. Uykulu gözlerle annemle açtık kapıyı. Ne oldu Bayram? diyene kadar ‘’Espiye’de Avukatı vurmuşlar’’ dedi. 5 temmuz günü akşam saat 22’de evinden içeri girmek için kapıyı açarken pusuya düşürmüşlerdi… Apar topar bir umutla kalkıp Giresun Devlet Hastanesi’ne gittik… Cenazeyi alarak önce Espiye, sonra da Görele’ye getirdik. 6 temmuz 1979 günü pankartlar ve sloganlar eşliğinde Görele’deki törenden sonra Maksutlu Köyü’nde toprağa verdik koca devrimciyi…

O çok iyi bir dost, sadık bir arkadaş ,kararlı bir devrimciydi. Bir burjuva gibi yaşama olanağı olduğu halde,  yoksul halkın yanında yer aldı. Hayatının baharında toprağa düştü. ‘’Bir düşer bin diriliriz’’  diyorduk ama denildiği gibi olmadı. …Vurulduk ey halkım, unutma bizi…  Ama çok acıdır ki onca yıldır mezarını gelip soran bir dosta dahi rastlanmadı.  İşte bizde böyle unutulmaya yüz  tutmuş  çok onurlu  kişiler  var. Aradan geçen otuz yıl olunca hatırlatmak istedim.. Ne de olsa bunlar bizim için bir tarih değerindedir.

İlçemizin ilerici abidelerine sevgi, saygı ve bin selam olsun. Halkın avukatlığını yapacaklara çok ihtiyacımız var. Aleattin halkın içinden çok mütavazi biriydi. O elindeki meşaleyle emekçi  halkın özgürlük, demokrasi, ekmek, bağımsızlık, adalet, eşitlik…  mücadelesinde kendini kurban edenlerdendir. İnandı ve çok onurlu yaşadı. Ta ki, kalleş kurşunlar onu aramızdan alıncaya kadar… 30 yıl sonra saygıyla anıyoruz,  toprağı bol olsun…

Gorelehaber.com
Mehmet KÖŞNEK

Facebook Twitter Email


Yorumlar (1)

 

  1. Tuncel Gazioğlu diyor ki:

    Sevgili arkadaşım,can dostum,adının görüce yüreğim yandı çocukluk arkadaşım.Yıllarca aynı sınıfı paylaştık,top oynadık.
    Allahtan rahmet diliyorum.
    Babası Maçka’da banka müdürü idi.Tanışmamız arkadaş olmamız o vesile ile olmuştu.

Yorum Yapın