Alper TAŞ

| 03 Temmuz 2009

Özgürlük ve Dayanışma Partisi 6. Kongresinde Pazar’lı bir Genel Başkan seçti. Ajanspazar, ÖDP Başkanı Alper Taş’la Karadeniz’i ve Türkiye siyasetini konuştu.

Özgürlük ve Dayanışma Partisi 6. Kongresinde Pazar’lı bir Genel Başkan seçti. Ajanspazar, ÖDP Başkanı Alper Taş’la Karadeniz’i ve Türkiye siyasetini konuştu.

Rizeliliğiniz çok ilgi çekti. Bu durumu nasıl karşıladınız?

Rize ve aslında tüm Karadeniz politika ile iç içedir. Daha çok sağdan insanlar bilinir ama solda da Cihan Alptekin gibi değerler ortaya çıkarmıştır. Medya Başbakanın Rizeli ve İmam-Hatip kökenli olması nedeni ile bir paralellik kurdu. Ama bunun dışında aramızda en ufak bir benzerlik yok. Ben Özgürlük ve Dayanışma partisinin sözcülerinden biriyim. Evet, artık partimin Karadeniz şiveli bir sözcüsü var.

Karadeniz’le ilişkiniz devam ediyor mu?

Doğduğum büyüdüğüm yer olan Pazar, köyüm Haçapit sürekli ilişkide olduğum, ailemin dostlarımın yaşamağa devam ettiği benim de her fırsata uğradığım, tutkuyla sevdiğim bir yer. Asla ilişkim kesilmedi ve kesilmez. Çayda yaşanan sorunları, HES ve diğer çevre mücadelesini takip edip katkı sunmağa çalışıyorum. Futbol oynadığım Pazarspor maçlarında türbinde olmaya çalışıyorum. Pazar’a ziyaretimde sürekli eski futbolcu arkadaşlarımla yan yana geliyoruz. Bu anlamda Pazar’a ve bölgeye bağlılığım tutkuyla devam ediyor.

Pazarspor’da ikinci ligden bir alt kümeye düştü bu arada…


Evet. Bu duruma hepimiz çok üzüldük. Ama Pazarspor’un yeniden ikinci lige çıkacağına inancım tam. Bu arada benim ÖDP Genel Başkanı olduğum gün, Pazarspor’da, Pazar Lisesi’nde birlikte futbol oynadığım Mustafa Taşkın’da Pazarspor’un yeni başkanı olmuş. Sevgili arkadaşıma sizin aracılığınızla yeni görevinde başarılar dilemek istiyorum.

Çay sektöründe yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?


Maalesef çayda sömürü her geçen gün katmerleşerek devam ediyor. Benim çocukluğumda ve gençlik yıllarımda tarlalarda sıcağın yağmurun altında ürünü toplar, satmak için uğraş verirdik. Sonra da para ödensin diye beklerdik. Aradan yıllar geçmesine rağmen bırakın bu sorunun çözülmesini, her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Çay sektöründe ipler özel sektöre ve onun gibi düşünen milletvekillerine, bürokratlara teslim edilmiş. Üretici kaderi ile baş başa bırakılıyor. Çay-Kur çok yakın bir süre zarfında özelleştirilecek. Bu üretici için tam bir yıkım olur.
Ama ben inanıyorum ki Karadeniz halkı buna izin vermeyecek. Geçmişte olduğu gibi yine meydanları zapt ederek oyunu boşa çıkaracak. Çayına Çay-Kur’una sahip çıkacak. Biz de parti olarak, bu süreç içerisinde tüm gücümüzle mücadele edeceğiz.

Karadeniz’de bir de HES mücadelesi sürüyor. Takip edebildiğimiz kadarı ile siz de sürecin hep içerisinde oldunuz.


Karadeniz’le ilimiz ilçemizle ilgili her gelişmeye katkı sunmağa çalışıyoruz. Karadeniz’de yapılmaya çalışılan HES’ler tam bir doğa felaketine yol açacak. Bu sürecin mutlaka önüne geçmemiz gerekiyor. Yerellerde mücadele sürdüren arkadaşlarımıza büyük kentlerden destek olmaya çalışıyoruz. Onların büyük kentlerindeki sesi olma gayreti içerisindeyiz. Bölgemizde verilen mücadele tüm ülkeye örnek olmaya başladı. Karadeniz halkı bir bütün olarak suyuna sahip çıktı. Bu sürece bundan sonrada aynı duyarlılıkla sahip çıkıcıklarına eminim.

ÖDP, sosyalist sol ile ortak mücadele zeminleri yaratma konusunda nasıl bir politika izleyecek?
Bağımsız sosyalist, devrimci hareketin inşası acil görevimiz. Bugün dünya çapında kapitalizmin içine girdiği kriz, her zamankinden daha çok emekçinin haklarına sahip çıkılmasının önemini ortaya çıkardı. Bu çerçeve emek eksenli politikaları temel alarak devrimci, sosyalist güçlerle, herkes kendi örgütsel bağımsızlığını koruyarak, ortak talepler etrafında kampanya ve faaliyet örgütleyeceğiz. Gerek görülürse cephesel örgütlenme içersine girilmesini önemsiyoruz. Diğer taraftan da politik ve ideolojik yenilenmeye hizmet eden tartışmaları birlikte örgütleyeceğiz. Tartışmayı soyut zeminlerden çıkararak, mücadelenin ihtiyaçlarına göre yürüteceğiz.

Partinin önceliğinin emek eksenli olacağınızı söylediniz. ÖDP, kurulduğunda, demokrasi ve reform mücadelesini önemseyen ve önceleyen bir partiydi. Ergenekon tartışmasının ve askeri vesayet tartışmalarının yaşandığı bir dönemde bu alanı boşaltıyor musunuz?


Demokrasi mücadelesi önemsizleşti ve bu alanda yapılacaklar talidir diye yaklaşmıyoruz. Aksine hala çok önemlidir. Ama gelinen aşamada demokratikleşme geniş çevrelerde sınıfsal bağlamından koparılarak ele alınmaya başlandı. Bugün Türkiye‘de demokratikleşme tartışmaları laiklik, Ergenekon, askeri vesayet gibi başlıklarla sürüyor. Dinin gölgesinde demokrasi olmaz,  askeri vesayet altında da demokrasi olmaz. Askerin siyasete müdahalesine karşıda mücadele edelim, derin devletin, çetelerin olduğu yerde de demokrasi olmaz. Ama piyasanın gölgesinde de demokrasi olmaz. Piyasa zenginlerin lehine bir demokrasi inşa ederken, yoksulların aleyhine demokrasiyi daraltıyor. Bir kısım sol,  sınıfsal ve sosyal meselelerin bugün geri planda kaldığını, bunlar üzerinden sol siyaset inşa edilemeyeceğini, kimlik eksenli siyasal talepler geçerli olduğu savunuluyor.

Sosyalist solda bunu savunan güçlü bir damar var mı?


Sosyalist solun kendisi güçlü olmadığı için güçlü bir damar da yok. Ama bu görüş sosyalist sola da sızdı. Etnik veya inançsal taleplerle sınırlı  siyaset, hangi ulvi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, sonunda liberalizmin sınırlarına mahkûmdur.

Demokratik mücadele önemsizleşti mi?


Hayır önemsizleşmedi. Aksine reformlar için mücadelenin sınıfsal bağının koparılmaması gerektiğini vurguluyoruz. ÖDP kurulduğunda, yenilginin sonucu olarak sosyalizm sorgulanıyordu.12 Eylül cenderesinden yeni çıkılmıştı. Demokrasi, insan hakları mücadelesi can alıcıydı. Ülkenin bu mücadeleye ihtiyacı vardı, demokratikleşme mücadelesinin önde olması doğruydu. Şimdi dönem değişti. Dünya çapında ekonomik kriz var. Yoksullaşma ve işsizlik hızla yükseliyor. Bu nedenle emek eksenli ve sosyal politikaların öne çıkması gerek. Ancak geleneksel, sınıf indirgemeci bakış acısıyla da soruna yaklaşamayız. Bütün sorunlar, burjuvazi ile işçi sınıfın çelişkisiyle de açıklanamaz. Son tahlilde böyle olsa da bunun içine hapsedilemez. Ekonomik, sosyal taleplerle, demokratik kimlik talepleri bir birinden koparılarak ele alınamaz. Kimlik eksenli siyaset parçalayıcıdır ama kimliksel talepleri önemsemeyen bir siyasette, indirgemecidir.

Alper Taş

1967 yılında Pazar’ın Haçapit (Subaşı) köyünde doğdu. Lise ikinci sınıfa kadar Pazar İmim-Hatip Lisesi daha sonra da Pazar Lisesi’nde devam etti. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu’nu kazandı. 1985 yılından sonra yükselmeye başlayan gençlik hareketlerinin önünde yer aldı. ÖDP’nin kuruluş sürecinde aktif rol aldı. İstanbul İl Yöneticiliği, İstanbul İl Başkanlığı, Genel Başkan Yardımcılığı gibi görevlerde bulunduktan sonra 6. Olağan Genel Kurul’da ÖDP Genel Başkanlığı’na getirildi.

alper_tas

www.ajanspazar.com

Facebook Twitter Email


Yorum Yapın