Bir Şeyler Yapmalı!!!

| 09 Haziran 2009

kesk_eylemNe oluyor, bize?

Artık, insan olmanın gerekli kıldığı değerleri de kaybeder olduk.

Her yaşanan gün yeni bir olağanüstü bir durum.

Akla, mantığa sığmayacak olaylar.

İdrak edilmesi zor ölümler, katliamlar, tecavüzler!

Artık bir şeyleri hatırlatmıyor mu bize?

Nedir bu cinnet hali?

Sakın ola kimse kalkıp “ her ülkede oluyor bu türden olaylar” deyip işi izah etmeye kalkışmasın.

İnsanı insan yapan bütün değerler alt üst olmuş!

Neden?

Hiç düşünüyor muyuz?

Hadi bir bölümünü “ekonomik”  nedenlerden kaynaklı deyip izah edelim, ya ekonomik sorunu olmayan bireylerin “akla ziyan “ yaşattıkları olumsuzluklar?

Bir şeyler bozuldu bu ülkenin mayasında, insanlık adeta unutuldu.

İnsanlık unutuldu, acıma hissi köreldi, insanımızda.

İnsanın insana saygısı diye bir davranış yaşamımızda bir değer olmaktan çıktı.

Yaşama dair bütün değerlerimiz yok oluyor.

Neden mi?

Bir memleket düşünün, yaşam alanları paylaşılan diğer bütün canlıların ve de insanların hiçbir değeri kalmamış, düşünen, neden bu yaşananlar diyen bir “Allah kulu” yok.

Bir memleket düşünün,” doğası, doğal kaynakları” kontrolsüz bir şekilde  tahrip ediliyor, canlı olan her şeyin yaşam alanları daraltılıyor, ses çıkaran yok.

Bir memleket düşünün, “ ekonomik kaynakları  “ yarın düşünülmeden çarçur ediliyor, ses yok.

Bir memleket düşünün, kamu hizmeti olması gereken  hizmetler “ parayı veren düdüğü çalar “ siyaseti ile yok edilmiş, tık yok.

Bir memleket düşünün,  “ insanı insan yapan “ bütün değerler ayaklar altına alınıyor, kimseden tık yok.

Bir memleket düşünün, “ aileden başlayıp okul sürecinde devam  eden eğitimi, insan odaklı değil, kazanma-yenme-birbirini geçme üzerine planlanmış” itiraz eden yok.

Bir memleket düşünün “öğretmenler sabahın köründe evinden alınıyor,  okul ders saatlerinde de öğrencilerinin önünde kelepçeli bir durumda okula getirilip teşhir ediliyor”, kimseden tık yok.

Bir memleket düşünün “ üreticinin elindeki mahsül yok pahasına elinden alınıyor” sesini çıkaran yok.

Olacak tabi ki olacak, bu cinnet hali olacak.

Gözünü kırpmadan anasını, babasını, kardeşini, yeğenlerini gözünü kırpmadan öldürebilecek cani ruhlu insanlar olacak.

Bu memlekette “ insana” dair değerlerde büyük bir erozyon vardır.

Sorun, kültürel dokunun bozulmasından mı kaynaklıdır , yoksa  kaybolan insanlık değerlerinden mi?

Eğitim sistemi mi sorunludur, yoksa  aile yapılarındaki aşınma mı?

Yoksa,  ekonomik yaşamsal şartlar mı kaybettirdi bize insanlığımızı, anlamış değilim.

Bizlerin bu yaşanan süreçte bir tesiri olmamış mıdır diye de düşünmeden edemiyorum.

Utanıyorum insan olduğumdan, insanlığımdan utanıyorum.

*                                 *                                             *

Memur sendikalarının 2010 yılı taleplerini pazarlık masasına taşıyacağı süreç yavaş yavaş işletilmeye başlandı.

Başlandı derken, KESK hariç diğerlerinde  her yıl olduğu gibi bu yılda bir hareketlilik yok.

KESK-Eğitim Sen ile başlayan eylemlilik sürecinde, son üç yılda olduğu gibi, fiili ve meşru mücadele yolu ile  “ toplu sözleşme” yapmayı hedefliyor.

Eğitim Sen ülkenin dört bir  tarafından Ankara’ya bir yürüyüş başlatıyor.

Yürüyüşün bir kolu da Trabzon’dan Çarşamba günü çıkış yapacak.

İki gün boyunca devam edecek bu eylem esnasında Ankara  yolu güzergahındaki iller ve ilçelerin birçoğunda yürüyüşler yapılarak 5 Haziran günü Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı  “ toplu sözleşmeye” çağrılacak.

Bu eylemlilik süreci daha sonraki günlerde  KESK’e bağlı diğer sendikalar tarafından aynı türden eylemler ile sürdürülecek ve hükümet ile yapılacak görüşmeler öncesi kitlesel bir Ankara mitingi ile taleplerimiz toplu sözleşme masasında  bağıtlanmaya çalışılacak!

Eğitim Sen ile başlayan bu eylemlilik sürecine kamu çalışanlarının ve diğer emek dostlarının vereceği destek,  emeği ile geçinenlerin taleplerinin seslendirildiği en önemli aşama olacaktır.

*                                                         *                                             *

Yeni belediye yönetiminin kadro oluşturma süreci ile haberleri takip etmişsinizdir.

Yıllarını Trabzon halkına hizmet için veren birikimli bir çok memur-işçi çalışanın görev yerleri değiştirilerek, pasifize edilmiş.

Hiçbir iş verilmediği gibi oturacak bir masadan da mahrum edilen bu kamu çalışanları masa bile verilmeden belirli servislere toplanmışlar.

Sanırsınız,  Guantonamo !

Biriyle sohbet ediyorum.

28 yıllık belediyeci.

Önceki dönem yöneticilerinden.

“Siyasi bir kurum, olur böyle şeyler “ diyor.

Ama bir şeyi, hiç mi hiç içine sindiremiyor.

Yanına alıp koruyup kolladığı bir şahsın şimdiki davranışlarına takılmış, üzüntüden kendini yiyor.

“Celal bey, önceki dönemde hiçbir çalışana bu şekilde davranılmadığı gibi hiçbir birey diğerine bu kadar “kem”  göz ile bakmamıştı” diyor.

Personel arasında böylesi niyetli bireyler olsa da Volkan bey kendisi devreye girmiş, hiçbir olumsuz “ insani “ ilişkinin  gelişmesine müsaade etmemiştir.

Ama bugün?

Baskı ile cendere altına alamadıkları  da “ soruşturmalar”  açarak  yıldırılmaya çalışılıyor.

Sayın Başkan Orhan beyin bu yaşanmakta olan olumsuz süreçten haberi var mı bilinmez ama birileri onun adına bir takım adımlar atmaktadır.

Bu adımlar çalışanlar arasındaki huzur ve sükunu bozacak hale dönüşmüştür.

Ne demişti Sayın Başbakan?

“Yıllarca bu ülkede bir şeyler yapıldı. Farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Acaba kazandık mı? Bu aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi”.

Bize göre bu tahlil için uzak zaman aralıklarını tahlil etmeye, durumu etnik kimliklere indirgemeye gerek yok.

Trabzon belediyesine bir baksın, Sayın Başbakan!

Sayın Başkan’ın kendi yönetim kadrosunu oluşturup hizmet etme çabası anlaşılır bir durumdur.

Ama, çalışanları “sizden-bizden”  şeklinde ayırıp tartışma-çatışma ortamına sürükleyen “bir gizli elin”  varlığı herkese zarar verecek sonuçlar doğurabilecektir.

Hatırlatmakta fayda var.

Celal AKAÇ

KESK Trabzon Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü

Facebook Twitter Email


Yorum Yapın